REKLAM
Ana Sayfa Seyahat Danimarka’da Gezilecek Yerler

Danimarka’da Gezilecek Yerler

0
123
Danimarka'da Gezilecek Yerler
REKLAM
REKLAM

Danimarka gezilecek yerler bakımından diğer ülkelere göre daha derli topludur. Şehrin tamamını gezmek hemen hemen 6-7 saat alır. Sadece şehir içinde metronun olması sebebiyle ziyaretçileri uzun yürüşler bekler. Fakat şehir düz olduğu için bisiklet kullanılabilir.

Danimarka’da Gidebilecek En İyi Yerler

  • İnsanların kanal su ve su sporları ile nasıl iç içe yaşadığını görmek için bir kanal gezisi. Perdeleri sonuna kadar açık evleri, ilginç mimari eserleri de görmek keyifli. Kanallar üzerinde yer alan yığınla alçak köprünün altından başınızı teknede eğerek geçiyorsunuz, çok eğlenceli. Kimi şapşallar ilgi çekmek için korku çığlıkları atıyor ama ayağa kalkmadığınız sürece sorun yok,
  • Lousiana Museum Of Modern Art, modern sözcüğünü sadece içerideki sergilenen eserler ile değil bambaşka bir manada algılayabilmek için,
  • Bibliotekshaven (Royal Library Gardens) parkında oturup kuş seslerini dinlemek,
  • Noma’da bir akşam yemeği yemek,
  • Statens Museum for Kunst (Solvagade, 48-50), Rubens, Cranacb, Tizian, Rembrandt, Abildgaard, Eckersberg,que, Nolde ve Danimarkalı ressamlar Eckersberg, Jorn ve Kobke bu sanatçıların tablolarını görebileceğiniz büyük bir müzedir. İyi bir salon planlaması yapın çünkü biraz karışık bir müze,
  • Benim tarzım değil ama meraklısı Tivoli eğlence ğarkında yetmişli yıllardan kalmış gözüken hızlı ve korkutucu oyuncaklarla dolu lunaparkta eğlenebilir. Tivoli, şehrinin simgelerinden olsa da bence öyle çok iddalı bir yer değil,
  • İşte çılgın dükkan: Pang (Dronningensgada, 46) Chritianshavn metro istasyonu çıkışında sağdaki sokağın içinde yer alan inanılmaz bir yer. Şu anda evimin anahtarlığı olan kırmızı cam üzerine işlenmiş dev ahtapotu ve tüm yaz bayılarak giydiğim Hasbeens ayakkabılarımı oradan adlım. Hasbeens İsveç’in en önemli markalarından biri, el yapımı bu ayakkabıların tahta kalın topukları ve giydikçe eskiyen ve güzelleşen özel bir derileri var. Pangi, Hippi gece elbiseleri, vintage paltolar, retro tepsiler, rüküş hasır sepetler ve  çok tarz saç bantları ve tokaları bulacağınız bir dükkan. Sahibi olan hanım da çok kibar,
  • Konditorie La glace (Skoubogade, 3) 150 yıldır hizmet veren şehrin en eski pastanesi, Danimarka pastacılığı dünyada bir ekol, burda değişik tatlar denemek mümkün. Sporstkage, özellikle denenmesi gereken bir pasta, Makoron, Krema ve şekerlemeler kullanılarak yapılan değişik bir pasta ve inanılmaz güzel,
  • Dong Yuan’da (Holbergsgade, 17) acılı ve baharatlı Tayland yemekleri yemek. Bodrum katta yer aldığı için pek havalı bir yer değil ama şirin bir dekoru var. New York’tan sonra en güzel Tayland yemeklerini yedim, fiyatlar da ucuzdu,
  • Danimarka’nın milli gururu Jacobsen yumurta koltuğu çizen ünlü dizayner Anne Jacobsen tarafından 1960 yılında dekore edilmiş Radisson SAS otelin barında takılmak. Çok hoşlar ama sakın kültablalarını yürütmeye kalkmayın. Bu barda eski bir ajan filminde James Bond rolünde Sean Connery ile randevunuz varmış gibi hayal edebilirsiniz, 606 numaralı oda hiç dokunulmadan ilk günkü dizayn ile korunuyor, isterseniz gezin. 20. katta da Alberto K adından tüm şehrin manzarasını ayaklarınızın altına seren şık bir restoran var,
  • Frederiksberg parkında yürüyüş yapmak ve gölün üzerindeki romantik köprüden kuğulara ekmek atmak,
  • Christiana barlarından birinde takılığp, Pusber caddesindeki olaylara çaktırmadan göz atmak,
  • Ny Carlsberg Glypotek, Carlsberg Heykel Müzesi (Dantes Plads, 7). Bira patronu Carl Jacobsen tarafından 1897 yılında yapılmış zarif bir müze. Tropik ağaçlar altında Mısır, Yunan, Sümer dönemlerinden bile daha güzel müzenin zarif dekoru için mutlaka görülmeli,
  • Botaniks Have & Museum (Oster Farimagsgade, 2b), benim gibi adlarını ve özellikelrini pek bilemesede botanik bahçelerini romantik bulanlar, mutalka görmeli,
  • Blagardsgade, şehrin en bohem caddesi, Beyoğlu’nun arka sokakları gibi ucuz barlar etnik lokantalar ve ben iskandinavlar gibi düz ve sıkıcı değilim demek için kendilerine türlü imajlar yapan komik tiplerle dolu hareketli bir semt,
  • Magasin Du Nord’un alt kanatında yer alan yiyecek bölümünde şarap, çikolata gibi tatların yanı sıra bu ülkeye özgü deniz ürünleri, curry soslar, turşular ve özellikle de peynirler arasında bir gurme keşfine çıkmak. Mavi peynirlerin yanı sıra Gamle Ole adlı bir peynirleri var, o kadar ağır kokuyor ki nasıl yiyorlar analmak zor,
  • Barlar arasında sarhoş olma turu yapmak için: K-Bar (Ved Stranden, 20) Depeche Mode çalan bir bar, Rubys, kokteyleri ile ünlü (Nybrogade, 10) ve Nyhavn’da simsiyah bir kapıdan girilen gizlenmiş Union Bar önerilebilirim. Şehirde futbol maçları publarda eğlenerek izlemek geleneği olduğu için çok sayıda pub var. İrlanda barlarının tüm sıcaklığına sahip The Irish Rover (Vim 3) ve Out of Juice (Norreport metro çıkışında) publarında maç izlemek de hoş bir seçenek olabilir,
  • Posterland (Nygade, 7) Storget caddesindeki binlerce çeşit poster satan bu dükkandan alışveriş yapmak. Siyah beyaz fotoğraf klasiklerinden, gravür ve film afişlerinedek her şey bulunur,
  • Cafe Europa’nın hemen arka sokağında yer alan Alli C (Laderstrade, 1) isimli ayakkabı mağazasında rengarenk deri ayakkabı ve çantalar inanılmaz güzel,
  • House of Amber (Kongens Nytrov, 2) şehirde birkaç yerde karşınızaçıkabilecek bu mağazada kehribar taşından yapılan takı, pipo, biblo, satranç takımı gibi çok şık tasarımlar satılıyor.
REKLAM

YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here